hint fakiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hint fakiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2016 Salı

Hindistan 13.Gün (2 Nisan 2016 Mumbai)

Salaam Bombay!
Sabah saat 6 gibi 12 saat süren 20 duraklık uzun ve yorucu bir tren yolculuğunun ardından Mumbai Chhatrapati Shivaji Terminali'ne ulaşmıştım.Bu terminal dünyanın sayılı güzellikteki istasyonlarından biriymiş ve Unesco dünya mirasları listesindeymiş.
Sabahın ilk ışıklarında tren istasyonunun girişindeki hummalı kalabalık.Fotoğrafta görünenlerin hepsi çiçek başları.

Aşırı derecede yorgun ve mahmurluk içerisinde istasyondan çıktığım gibi ilk işim taksiye atlamak oldu. Mumbai'de taksiler diğer şehirler gibi değil burada kaçak rikşalar yasak.Tek tip sarı siyah renkte genelde taksimetre ile çalışan taksi ve oto rikşalar var . Bir taksiye atlayıp daha önceden rezervasyon yaptığım ama seyahat temposundan fırsat bulamayıp değiştiremediğim Wanderers Backpackers 'e şoförün de adresi bilmemesi üzerine yoğun uğraşlar sonucu ulaştım.
Burayı 3 gece için 1600 rupi'ye rezerve etmiştim ama rezervasyonu iptal etmediğim için 2 geceliğine de olsa ödemeyi yaptım.Burası  residans içinde bir daireydi.Küçücük odalara ikişerli ve üçerli ranzalar atmışlar.Salon mutfak ve banyo 'dan oluşan normal apartman dairesiydi.O nedenle burası diğer kaldığım hosteller gibi olmayan misafir eviydi.Bana gösterilen yatağa geçip 2-3 saat kestirdim.Uyanınca da daha önce sözleştiğim Niraj ile buluşmak için dışarı çıktım.(Niraj, bollywood gruplarından tanıştığım bir arkadaşım.Hindistan'a geldiğinde ben görmeden gitme demişti zamanında :) Fakat buluşma yerimiz Mumbai'nin en güneyindeki Gateway of India (Hindistan giriş kapısı) idi. Ben ise daha kuzeyde kalan Andheri'de idim.Oraya şu meşhur banliyö trenlerini aracılığıyla gitmek istedim ve Andheri tren istasyonuna kadar yürüyerek gittim.
Mumbai de  hava aşırı sıcaktı ve hava kirliliği de diğer şehirlere nazaran daha fazla olduğunu hissettim.Ve yürürken gözlemlediğim bu şehrin kaotik yapısı..Birbiri ardına sıralanmış devasa lüks plazalar,gökdelenler ve hemen bucağında kurulu varoş mahalleleri..Mumbai, zengin ve fakir arasındaki uçurumun en bariz şekilde görüldüğü şehirdi bana göre.

Andheri tren istasyonundayım.


Tren bileti almam biraz zor oldu, gişelerde yoğun bir kuyruk var ve gişe memurları da bu yoğunluktan bezmiş olacakki fena derecede agresif.Bir süre bekledikten sonra son durak olan Chhatrapati Shivaji terminali için 30 rupilik biletimi aldım.Peronumu bulduktan sonra da kalabalıkların hakim olduğu kompartımanlardan diğerlerine göre daha boş olanına atlıyorum.4 kişilik koltukta 4 kişi oturuyoruz ama burada gittiğiniz zaman sıkça karşılacağınız benim başta yadırgayıp sonra gülümsediğim olayı yaşayacaksınız.

Her koltuğun kenarında meğersem ekstra gizli bir kişilik yer varmış.Yanınıza gelip dikilen kişi sizi hafifçe dürtükleyip kıçını koltuğun kenarına iliştiriyor ve koltuğu 4,5 kişilik yapıyor.Bunu çoğu koltukta gördüm.Ben de "noluyoruz yahu" tepkisini versem de göz göze geldiğim diğer insanlar bakışlarıyla bunun banliyö trenlerinde normal bir şey olduğunu anlatıyor adeta. :) Bu arada herhangi bir bilet kontrolü olmadı ve yaklaşık 20 dk lık bir yolculuk sonrası istasyona ulaştım.

Tren istasyonunda indikten sonra India geçidine gitmek için taksi buldum ama taksici bana 5-10 dakikalık yol için turist tarifesi çekti.150 rupi istediği yolu 50 rupi den fazla vermem deyip anlaştım.Bu bölge Mumbai'nin en modern bölgesi konumunda ve buraya Colaba isim verilmiş.Lüks yapılar asfalt yollar Avrupai görünümde insanlar, sokaklar..Burası her şeyiyle İngiliz izleri taşıyor..

Sonunda India Gate'de arkadaşım Niraj ile buluştum.


Geçidin hemen çaprazında ise vakti zamanında zengin  İngilizlerin konakladıkları meşhur Taj Mahal hotel var.Muhteşem mimari yapısıyla görkemli bir şekilde yıllara meydan okuyan hotel turistler için de uğrak bir yapı.Bu bölgede dikkatimden kaçmayan geniş güvenlik önlemleri gün boyu sürüyor.Nedeni ise 2008 yılında buraya yapılan ve 171 kişinin ölümüne neden olan terör saldırıları.

Bulunduğumuz yerde biraz sohbet edip bir şipşak fotoğrafçıya hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra başladık yolları arşınlamaya..
Yoğun kalabalık ve trafik beraberinde havanında çok sıcak olmasıyla girdik bir restorana biraz dinlenip rahatlayalım dedik.Menü her zamanki gibi bana aşırı yabancı geldi ben de bir tatlı sipariş ettim.Niraj'ın çok övdüğü aşağıda fotoğrafı olan tatlıyı yedim.Garip bir ismi vardı tam hatırlayamadım, tadı da sütlaca benzer.

Bir de Mumbai'ye gelindiğinde şu meşhur Marine Drive 'ı görmezseniz olmazmış.Biz de gittik gördük.Burası okyanusun şehirle buluştuğu devasa uzunlukta bir kordon.Akşam üzeri eşini dostunu sevgilisini alan buraya akın ediyor adeta..Püfür püfür esen okyanus esintisine karşı kafa dinlemek için güzel bir yer.
Marine Drive

Tabi buraya gelmişken en çok hayalini kurduğum ,yapılacaklar listesinde başı çeken sinema da Bollywood filmi izlemenin tam zamanıydı..Ne izleyelim diye pek fazla düşünmedik çünkü o ara vizyonda 2 tane film vardı.Kİ&Ka (Ladki&Ladka) ve Kapoor and Sons filmleri..Ben Kareena&Arjun ikilisinin kimyasını merak ettiğim için bu filmi izlemek istedim.İlk girdiğimiz sinema da bilet fiyatı Hindistan geneline göre aşırı pahalıydı..Yürüyerek yakındaki bir başka sinemaya gittik,o esnada yol üstü uğrak büfelerinden birinde soğuk mango suyumuzu içmeyi unutmadık tabi. :) Bulduğumuz diğer sinema da ücret pahalı olunca yapacak bir şey yok deyip aldık biletleri ve başladık filmi izlemeye.(Niraj'ın dediğine göre normalde biletler Hindistan genelinde  10 rupi ile 30 rupi arasındaymış ama burada tek bilete 150 rupi ödedik biz.Bu da metropol şehirlerde hayat pahalılığını gösteren örneklerden biriydi.)

Sinema girişi

Salonda Fan filminin afişini bulmuşum fotoğraf çekinmeden dururmuyum. ;)


Filmi büyük bir bir zevkle izledik.Hep hayalim olan Hindistan'da bir sinemada Bollywood filmi izlemek gerçekten başka bir duyguydu.Filmin konusuna kısaca değinmem gerekirse ,evlilik öncesi anlaşma yapan çiftimiz evlilikteki görevlerini değiş tokuş yapıyorlar.Arjun ev erkeği ,Kareena ise iş kadını oluyor.Bu başta onlara çok zevkli gelir aynı zamanda da medya da baya popüler olurlar.Ancak başarıları arttıkça birbirleri arasında önüne geçilemeyen bir rekabet söz konusu olur.

Ki&Ka 'da bizden bir görüntü görmek te güzeldi. :)

Filmi izledikten sonra saat zaten akşam 9'u geçiyordu.Tren istasyonunda Andheri için bir bilet (10 rupi) alıp  atladım trene.Aşırı kalabalıktı neredeyse ezile ezile,çanta cüzdan ve telefona dikkat etmekle cebelleşerek  yolculuğu bitirdim. :)
İstasyondan indiğimde biraz daha merkezi bir bölgeye doğru yürüyüp midemdeki açlık hissini daha fazla bastıramayacağımı anlayınca sevinçle bulduğum bir fast food restorana girip karnımı doyurdum.Saatte baya geç olmuştu ortalıkta onlarca taksi dönerken ben nedense biraz yürümek istedim.Çünkü yarın Hindistan'da son günümdü ve ben Jaipura geldiğim akşam gibi yolları arşınlayarak buradaki yaşamın nabzını tutmak ,çıplak gözle şahit olmak istedim.

Sağı solu seyrederek hayatın akışını sorgulayarak iki saate yakın yürümüşüm..Tabi yolu navigasyon ile takip ederek buldum.Yol boyunca gördüğüm sokaklarda, kaldırım kenarlarında yatan insanlar artık Hindistan'da alıştığım görüntülerdi. Bir de alkol kullanma oranı baya yüksek olacak ki alkol satan bizim tekel bayii dediğimiz dükkanların önleri yine tıka basa dolu insanlar içki almak için kuyruğa girmişti adeta..
Hotele yaklaştığımda buradaki hayati ihtiyaçların başında gelen suyumu açık olan Sai Krishna restaurantın içecek dolabından (30 rupi) alıp hotele geçtim ve diğer arkadaşlarla biraz sohbet ettikten  sonra istirahate çekildim çünkü yarın son ve büyük gün...

Gözüme Takılanlar: Hava kirliliği Hindistan'da diğer bulunduğum yerlere göre kat kat daha fazla.Hava aşırı sıcakta olunca buranın havasına alışmakta ilk başta zorluk çekiyor insan.

Günün Bilançosu: 
Konaklama: 2 gece için 1600 rupi, 
Ulaşım : 460 rupi
Yeme içme : 700 rupi

Not: Mumbai'de çektiğim fotoğrafları kaybettiğim için cep telefonundaki birkaç fotoğrafı paylaşabildim sadece.




7 Mayıs 2016 Cumartesi

Hindistan 12.Gün (1 Nisan 2016 Goa -> Mumbai)

Hindistan'da son günler yaklaşıyor..Sabah 10 gibi uyandıktan sonra seyahate çıkmadan önce Goa'dan Mumbai'ye uçakla gitmeyi planlamıştım..Ama ani bir karar verip Mumbai'ye tren yolculuğu yapmak istedim.Bu nedenle Pelin ve hosteldeki bir başka Hintli arkadaşla taksi kiralayıp Goa airporta gittik .Onlar Mumbai'ye uçtu ben ise plansız bir yolculuğa.Taksi tutmak, masrafı bölüşme anlamı da taşıdığı için üçümüzün de işine yaradı..Onlarla orada ayrıldıktan sonra Mumbai'ye en yakın tren seferi yapan istasyon olan Margao (Magdaon) 'a gitmek için bir korsan taksi sürücüsü ile anlaşıp koyuldum yola.1 saate yakın süren bu taksi yolculuğum da keyifliydi.Yolculuk boyunca şoför abi vesilesiyle latin müzikleri dinledim.

Margao tren istasyonuna öğle saatlerinde ulaştıktan sonra turist bilet satış ofisini buldum ve daha önce mobilden incelediğim  14:30 da ki trende yer ayırtmak istedim.Ne yazık ki bunun için geç kalmıştım.Hindistan'da tren rezervasyonlarını baya önceden yapmak gerekiyor çünkü çabuk tükeniyor..Ben de yapacak bir şey yok madem en yakın seferi sorduğumda 18:00'da ve Konkan Kanya Express 'te SL (Sleeper Class) en düşük sınıf yataklı sınıfta yer olduğunu öğrendim.Mecbur bileti alıp çıktım istasyondan(Bilet için 390 rupi ödedim) ..


Tren saatine kadar olan 3-4 saat Margao'yu gezmek için  iyi bir fırsattı.Burada dezavantajları avantajlara çevirmek gerekiyor.
Sinema girişi afişlerinden biri.Çok sevdiğimiz Bollywood filmleri :)
Biraz köşe bucak gezip fotoğraf çektikten sonra bir şeyler atıştırmak için Shahi Darbar isminde bir kafeye girdim.Burayı bulana kadar da baya yürüdüğüm söylenebilir.Hindistan genelinde böyle..Kafe kafe değil,bakkal bakkal değil..Biraz dişe dokunur bir yer bulmak zor oluyor.Burada fiyatlar çok hesaplıydı,ben meyve salatası ,kulfi dondurma tarzı şeyler atıştırırken diğer yandan da telefonumu şarj ettim.Meyve salatası,kulfi ve cola ya toplam 260 rupi(yaklaşık 11tl) ödeyerek kafeden ayrılmıştım.
Shahi Darbar'ın girişinde döner tezgahı asılmış.Bunu Hindistan'da ilk defa gördüm.
Hindistan'da yemekten sonra restorant lokanta ,tren vs lerde bu tarz bir tatlandırıcı veya bir çeşit tat veren bir şey(soldaki tohum gibi) ikram ederler.
İstirahatten sonra biraz daha Margao yu gezip birtakım alışveriş yaptım.Burada kapalı bir pazar yeri var çok küçük ve labirent gibi..Aradığınız her şeyi bulabilirsiniz burada..Ben havasızlıktan fazla duramadan çıktım ve  kıyafet almak için tesadüfen girdiğim bir dükkanın sahibi de Irak'lı bir müslüman kardeşimiz çıktı.Yarım saatten fazla süren koyu bir sohbet ve pazarlıktan sonra çok makul bir fiyata birkaç hediyelik kıyafet alıp dükkandan ayrıldım..Tren sefer saati de yaklaşıyordu ,durdurduğum ilk motora atlayıp istasyona gittim..Tren saati geldiğinde peron ve vagonu bulup yerleşmek bu defa zor olmadı..


Şimdi 12 saatlik bir tren yolculuğu beni bekliyor..





Gün batımına doğru seyre değer yerlerden geçiyoruz.

Trenin içinden bir görüntü.(oturduğum yerden çektim)
Hindistan'da en merak ettiğim tren sınıfındayım. Sleeper Class kompartımanının kapı kısmı yok ,koridora bakıyor ve karşılıklı 3 er adet açmalı yatak var.En alttaki sabit olduğu için açılmıyor.Hepsinin numaraları var.Yani bahsettiğim kompartımana normal şartlarda 6 kişilik.Ben en alttakinin cam kenarındaydım.Fakat gecenin ilerleyen saatlerinde tren istasyonlarda durdukça yoğunluk artıyor ve koridorlara yerlere kıvrılıp uyuyan insan sayısı artmaya başlıyor.Gerçekten benim için çok farklı deneyim oldu bu yolculuk.Belli bir süre dışarıyı seyrettikten sonra gece olunca yatakları açıp  insanlar uyku moduna geçmeye başlayınca ben de çantamı yastık yapıp uykuya daldım...

Gözüme Takılanlar: Görüyorumki trenler Hindistan'ın hayat damarları gibi.Ülkeyi çevreleyen binlerce kilometrelik bir ağ ile milyonlarca insan bir yerden başka bir yere yolculuk yapıyor.Sistemin işleyişine canlı şahit olunca daha bir hayret içinde kalıyorum.

Maliyet : Ulaşım 800 rupi, yeme içme 350 rupi, alışveriş 4000 rupi

25 Nisan 2016 Pazartesi

Hindistan 9.Gün (29 Mart 2016 - Varanasi)

Varanasi'ye bir buçuk gün gibi kısa bir zamanda alışmıştım.Buranın beni çeken ayrı bir havası var dediğim gibi.Çünkü buradaki doğallığı renkliliği her yerde bulamazsınız.Ama ne yazık ki bugün burada son günümdü ve ertesi gün Goa 'ya uçacaktım.O nedenle mümkün olduğu kadar iyi değerlendirmem gerekiyordu.Sabah 9 gibi uyandım ve kahvaltı yapmadan fotoğraf makinemi kaptığım gibi yürüyüşe çıktım.Hem ufak tefek ihtiyaçlarımı karşılayacak hem de bu esnada Varanasi'nin nabzını tutacaktım.Ara sokakları, labirent gibi yolları,birbirine çarpmadan geçmenin zor olduğu kalabalık insan sürüsünün olduğu pazar yerleri derken 2-3 saatlik bir keşfin ardından hostele döndüm.

Günaydın Varanasi :)





(Bu esnada Hindistan'a gelmeden aldığım dolarların yarısını Delhi'de bozdurmuştum.Kalan yarısını da param azaldığı için Varanasi'de bozdurdum.Exchange ofislerde para bozdururken mutlaka birkaç yere sorup fiyat alın.Çünkü değişkenlik gösterebiliyor.Ben de bu sayede 300 rupi zarar etmekten kurtuldum.) 
Ben bu tapınaklardan sadece güneyde var zannederdim.Varanasi'nin ara sokaklarında ghatlara yakın bir bölgede denk geldim.Gerçekten mimarisi çok farklı ve ilgi çekici.




İşte Varanasinin ara sokakları
Heryerde inekler var bazen çok dar yollardan geçerken yönümü değiştirmek zorunda kalıyorum :)

,




Pazar yerleri ve dükkanlar

Bu da yine ghatlara yakın bir konumda su kuyusu.
Bu şirinlere İstanbul'dan getirdiğim lolipoplardan hediye ettim.Sevinçleri görmeye değerdi :)
İşte Hindistan'da en meşhur tatlardan biri olan lassi.İçecek sınıfına mı giriyor yiyecek mi ben halen çözemedim.Benim bildiğim şekerli ayran kıvamında farklı aromalarla sunulan bir içecekti.Varanasi'ye gelince ilk akşam yediğim yoğurtlu karışımdan sonra buranın en meşhur yeri olan blue lassi kafe (bir çok çakması mevcut,orjinali alttaki fotoğrafta)yi ara sokakları dolana dolana bulduk.

Ve o çok övülen lassiden sipariş ettik.Benimki coconat ve muzlu idi.Tadı da görüntüsü gibi güzeldi.
Varanasi'de turistlerin uğrak yeri olan bu mekan baya ünlü.

Biz burada lassimizi afiyetle yerken önümüzden  insanlar cenazelerini sırtlanmış sloganlarla ghatlara yakma işlemi için götürüyorlardı.Cenazeler yollardan sokak aralarından bu şekilde götürülürken yaşam gayet olağan bir şekilde devam ediyor burada..Ben ise bir süre hayret içinde kaldıktan sonra devam ediyorum.

Bu arada içeride duvarların her yerini  buraya gelen gezginlerin fotoğrafları kaplamış.Küçük küçük vesikalık fotoğraflar üzerlerinde isim soy isim ve tarih ibaresiyle yapıştırılmış.Kimisi bir yıl kimisi beş yıl önce gelmiş buraya ,çok güzel bir anı..Ben de cüzdanımdan vesikalık fotoğrafımı çıkarıp notumu düştükten sonra oradaki yapıştırıcıyla bir güzel yapıştırdım.Varanasi'ye yolunuz düşerse blue lassi kafeye uğramadan gitmeyin :)

Güzel bir gezi tecrübesinin dönüşünde Özgür abi ile Aum kafe denilen bir mekana girdik ve burada kahvaltı yapmaya karar verdik.Buranın sahibi Amerikalı bir bayanmış.Yıllar önce buraya yerleşmiş ve bu kafeyi açıp işletmiş.Çok serin ve temiz havası olan yiyecekleri turistlerin alışık olduğu damak tadına uygun olan ve Hindistan standartlarına nazaran daha hijyenik bir kafeydi.Burada çikolata soslu pankek yedim,tadı çok güzeldi.Yanında da limonata .:) Kahvaltı için kişi başı 150 rupi ödedik.

2-3 saatlik gezintinin ardından bitkin düştüm ve hostelde 1-2 saat şekerleme yaptım.Zaten sıcağa karşı alerjisi olan bir insanım, Hindistan sıcağına dayanmak benim için bazen çok zor hale geliyordu.
Akşama doğru napalım derken Jitesh ve Özgür abi ile Assi Ghata indik.


                                                                    Assi Ghat (Varanasi)

Benim artık zaman daralıyorken kafamda Ganj'da tekne gezisi  fikri dolanıp duruyordu.Ve bunu gerçekleştirmeye karar verip Assi ghatta arkadaşlardan ayrılıp ganjda tekne gezisi yapmayı planladım.Zaten burası geziye başlanılan ilk ghattı..
Ve nehir kenarında birçok tekneci iştahla müşteri arıyorlardı.Birkaç kişiye sorduğumda 2 saatlik bir ganj turu için (Bunun 1 saate yakını Aarti törenleri seyretme faslı) 400-500 rupi civarında fiyat istediler.Ben yine fiyatı düşürmek için araştırmalarıma devam edip nihayetinde 200 rupiye yolculuk yapacağım bir tekne buldum.:) Ve tekneye atlayıp beraberinde  5 kişilik hintli bir ailenin olduğu  ganj nehri tekne turuna başladım..

Gün batımına doğru  Ganjın o bulanık sularına açılmakla birlikte o sessizlik ve panoramik görüntü karşısında çok etkilendim. Bol bol fotoğraf ve videolar ile bu anılarımı canlı tutmaya çalıştım.Bu esnada da tekneyi süren Sandeep (15) ile bol bol sohbet ettim.Kendisi gündüz okula gidiyor akşamları ise tekne ile turistleri gezdirerek eve para getiriyormuş ve anlattığına göre buralarda baya popüler biriymiş :)








Ganj Nehri tekne gezisi videosu.
Ganj boyunca ghatları teğet geçerek giderken işte ölü yakma işlemleri için ayrılan ve 7/24 çalışan iki ghat var.bunlar Harishchandra ve Manikarnika ghat.Bu ghatlarda fotoğraf veya video çekmek kesinlikle yasak.Gizliden bir şeyler deneyim diye sakın hareket etmeyin ,kötü sonuçlar doğurabilir.Çünkü Hindular bu konuda çok hassas.Ben bir önceki gün gezimde ölü yakma işlemlerini ghatta oturup  çıplak gözle seyretmiştim.Tekne turunda ise nehri turlarken bu kareleri yakaladım.


Ölü yakmak işlemleri gece gündüz kesintisi devam ederken bir bedenin tamamen yanması 3 saate yakın sürüyor.Yakma işlemlerinde kullanılan odunlar da sıradan odunlar değil tabi ailenin ekonomik durumuna alım gücüne bağlı olarak odunların da cinslerine göre fiyatları var..Burada günde 200-300 beden yakıldığı söyleniyor.Bu işlemler sürerken bayanlar yakma işlemini uzaktan seyrediyorlar.Ölü yakma işlemlerinin yapıldığı ghatta hummalı bir çalışma ve kalabalık mevcut.Ben merdivenlerinde oturmuş bana ikram edilen çayı içerken oranın yerlisi Ashish ile biraz sohbet ettim.(Ashish ile tanışmam ertesi gün için de işime yaradı.)

Burada bir çok beden aynı anda ateşe verilirken her şey çok iyi bir sistemle aksamadan devam ediyor.Havada da ağır bir duman var..Diğer yandan ağıt yakan ölünün bayan yakınları..Bir yakım işlemi biterken hazırlıkları yapılan bir diğeri...Burası yaşamla ölümün bir arada iç içe olduğu etkileyici bir yer...


Tekne turunu ghatların hemen hemen sonuna kadar yaptık.Orada durup bir tapınağa gittik.Hindu aile ibadetlerini yerine getirirken ben de tapınağın içini gezdim.Fotoğraf çekmek yasak olduğu için bu anımı kareleyemedim.
Havanın iyice karardığı vakitlerde dönüş yolunda  Dasaswameth ghatta duraksadık..Çünkü Aarti ritüelleri başlamıştı ve bunu seyredecektik.Onlarca tekne kıyıya yanaşmış töreni seyrediyordu..Biz de uygun bir yerde durup çan ve zil seslerinin ,tütsü kokularının ortamı sardığı töreni başladık izlemeye..




     Aarti törenleri videolarını aşağıdan seyredebilirsiniz.





Videoları çekerken Sandeep (sarı gömlekli) ve abisi Sonu ile Bollywood ve oyuncular üzerine bol bol sohbet ettik.İçerik olarak çok  keyifli bir sohbetti :)
Aarti sonlarına doğru dönüşe geçtik ve herkes gibi ben de ufak bir meblağ vererek aldığım mumumu ganjın serin sularına bıraktım.Tekne hareket halindeydi ve hava da hafif rüzgarlı olduğu için mumları yakmakta güçlük çektik ve Hindu aileyle küçük çaptaki mum yakma seferberliğinden sonra dileklerimizi dileyerek Ganj'ın sularına bıraktık.
Ganj ile ilk ve son temasım da bu esna da oldu.Mumu suya bırakırken sarsıntıdan elimin bir kısmı da suya değdi.Dokunmak bile kendimi bir garip hissetmeme yetti. :)

Tabi dönüş yolunda yine 7/24 süren ölü yakma törenlerine bakmadan geçemedim.

Turumuz bitince Sandeep ile de vedalaştıktan sonra Hostele döndüm, Özgür abi ve Jitesh ile beraber bize çok yakın konumdaki mekanımız Cozy Corner'e akşam yemeğine gittik.Aşağıdaki yemeklere kişi başı 150 rupi ödeyerek bir güzel karnımızı doyurduktan sonra onlar hostele geçti.

Ben de buradaki son akşamımda bi yarım saat daha Varanasi sokaklarını dolaşıp öyle gittim.Girişte de ertesi gün erkenden çıkış yapacağım için resepsiyonda check-out işlemlerimi hallettim.Üç gece için buraya 1200 rupi ödemiştim.Bunun 50 rupisi buradan aldığım su için.(Hostelin ,terasta buz dolabı mevcuttu ve dolapta soğuk içecekler bulunduruyorlardı.İsteyen buradan alıp ne aldığını yandaki deftere işliyordu.) 
Her şey tamamdı ben de odama geçip çantamı hazırladıktan sonra bir müddet terasta oturup Varanasi'nin sessizliğinde kafa dinledim ve ardından uyku moduna geçtim..
Yarın yorucu bir gün olacak çünkü..