17 Nisan 2016 Pazar

Hindistan 4.Gün (24 Mart 2016 Jaipur & Holi)


Sabah 10 gibi kalkıp hostelde kahvaltı yaptım..Dünki yorgunluğun üzerine çok güzel bir uyku çektim..Her ne kadar kalkmak istemesem de kaldığım oda da bir ben kalmışım herkes kalkmış içeride hummalı bir kahvaltı faslı vardı.Ben de yüzümü yıkayıp mutfağa yöneldim ve görevli arkadaşın yaptığı kızarmış omlet ve hint çayından kapıp salonda diğer gezgin arkadaşlarla beraber kahvaltımı yaptım.Bu esnada da masamdaki Ukraynalı ,Fransız ve Peru'lu arkadaşlarla tanışmış oldum.Bu arada holi kutlamaları sabahtan başlamıştı..Hostelimize iki kadın gelmişti.Biri davul çalarken diğer abla da insanların yüzüne boya calip bahşiş alıyordu.:) Video için linke tıklayabilirsiniz.
https://www.facebook.com/muratcinar60/videos/vb.705217279/10154175105257280/?type=3&theater

Neyse karnımı doyurdum hazırlandım Pelinle bir önceki gün trende tanıştığımız arkadaşların kaldığı otele davetliydik.Orada küçük bir holi eğlencesinden sonra şehre açılacaktık.Hostelden çıkarken hostelimizdeki  çılgın gençlerin boya saldırısından nasibimi aldım ve dışarı öyle adımımı attım. :)
Daha sonra oto rikşaya atlayıp Sarovar Portico hotelin yolunu  tuttum.Oraya ulaştığımda bahçede holi kutlamaları başlamıştı bile.Hatta içeri girer girmez boya saldırısına uğradım.İlk başta boyanmak yağmura maruz kalmak gibi bir his yaratsa da sonra yağmurda ıslanmanın verdiği zevk gibi artık her yerim boya olmuştu kaçarı yoktu ve bundan sonrasını da akışına bırakmak eğlenmek gerekiyordu.Biz de  her milletten tanımadığımız onca insanla beraber doyasıya eğlendik.


İyiliğin kötülüğe karşı zaferi: Holi Festivali !
Festival temel olarak iki günde kutlanıyor.İlk gün yaktığı ateşlerle kötü ruhlardan arınan ve iyiliği kutlayan halk, ikinci gün eğlence kısmına geçiyor ve rengarenk boyalarla günü tadını çıkarıyor.
Bizim için eğlence niteliği taşısa da holi, Hindistan için dini bir anlam taşıyor.Çünkü festivalin tarihi hint mitolojisine dayanıyor.


Daha sonra sokağa çıkıp holinin sokaklardaki nabzını tuttuk.Aslında holi festivali sanılanın aksine Hindistan'da 7/24 coşkuyla kutlanmıyor.Merkezi yerler (Mathura,Vrindavan,Khajuraho vs) haricinde insanlar kendi evlerinde veya arkadaşları arasında kutlamayı yapıp sonra hayat normal seyrinde devam ediyor.Tabi holi için şehirlerde kutlama merkezleri var.İsteyen bu organizasyonlara katılıp çılgınca eğlenebiliyor.(Holi günü resmi tatil olduğu için dükkanların çoğu kapalı oluyor)Tabi buranın yabancısıysanız bu çılgınlığa katılmak ne derece güvenli olur bilinmez. Ben yine de katılmak istedim ama bulunduğum arkadaş ortamı itibariyle bunu gerçekleştiremedim.Pişman olduğum da pek söylenemez çünkü birlikte çok güzel vakit geçirdik.İşte sokaktan kareler. :)







Gün boyu gezip eğlendikten sonra sıcağın da etkisiyle çok yorulduk ve hep beraber bi yemek yiyip ayrıldık.Ben de hostele döndüm biraz uzandığımda uyuya kalmışım.Akşam 8 gibi Rushab'ın çağrısıyla uyandım.Beni kaldıkları hoteldeki yemek ve eğlenceye davet etmişti.Benim de yapacak bir şeyim yoktu açıkçası.Biraz yorgunluk olsa da daveti kıramayıp rikşaya atladım ve kaldıklaır hotelde onlarla buluştum.Terasta güzel bir yemek  yedik ve akabinde coşkulu bir eğlence yaşadık.Daha dün tanıştığım bu arkadaşların cana yakınlığı  holi gününü güzel noktalamama vesile oldu.Eğlenceden sonra gece yarısı bir taksiye atlayıp hostelime döndüm.Biraz uyumam gerekli çünkü ertesi gün Jaipur gezimiz var.

Not: Gün boyu 2-3 rikşa yolculuğu dışında neredeyse hiç masrafım olmadı.Bonkör iş adamı Hintli arkadaşın misafirperverliği ve ısrarını kıramadım açıkçası. :p

10 Nisan 2016 Pazar

Hindistan 3.Gün (23 Mart 2016 Taj Mahal ve Agra Turu)



Sabah gün ağarmadan 5 gibi kalktım.Bir gün önce rezervasyon yaptığımız saat 6 Agra treninde buluşmak üzere sözleşmiştik.Bu benim Hindistan daki ilk tren deneyimim olacaktı.İstasyona biraz geç kaldım ve trenimi bulana kadar kan ter içinde kaldım.Gerçekten labirent gibi bir istasyondu ve son anda kompartımanımı bulup atlayabildim.Sanırım uçak olayından sonra ders almamışım bundan sonraki süreçlerde de aksiyonlu yolculuk başlangıçlarım oldu.:)
Hindistan'da tren yolculuklarını çok sevdim.Sakin ve konforlu yolculuğun yanı sıra bolca da yemek servisi yapılıyor.Ekte gördüğünüz fotoğraflarda önce kahvaltılık bir servis ardından da yemek servisi yapıldı.
Agra tren istasyonuna indik ve kısa bir yürüyüşten sonra zaten Hindistan'da sıkça görebileceğiniz bir manzara, yani taksi ve rikşacıların akınına uğradık.İlk olarak bir taksici bir fiyat söyledi onun aracına doğru yönelirken fiyat konusunda işkillendim ve ne olur ne olmaz diye bir de orada duran bir oto rikşa şoförüne Taj Mahal gidiş ücretini sordum.Taksicinin üçte bir fiyatını söyleyince taksi fikrinden vazgeçtik ve rikşaya atlayıp yola koyulduk.Yol boyunca şoför abi ile sohbet ettik bizi kişi başı 1000 rupi'ye tüm gün Taj Mahal,Agra Fort ve Fatehpur Sikri gezisi yaptırması konusunda anlaştık.
Agra gezisi için anlaştığımız amca :)
(Hindistan'ı gezerken taksi veya oto rikşa kiralayıp tüm gün şehir turu yapmak,hele yanınızda masrafları paylaşabileceğiniz bir arkadaşınız var ise en uygun yöntemdir.Şoför sizi istediğiniz lokasyonlara götürür ve siz orayı gezip dolaşana kadar kapıda sizi bekler.Daha sonra binip diğer lokasyona gitmek üzere devam edersiniz.) Sohbet esnasında şoför abi nereden geldiğimizi sordu ,bizden Türkiye cevabı alınca "Aa öylemi ,ben daha önce Türkleri gezdirdim.Hatta defter tutuyorum gezdirdiğim kişiler bu deftere seyahat hakkında izlenimlerini yazıyor.Yolculuktan sonra sizin de yazmanızı istiyorum" dedi.Biz de daha önce gezdirdiği Türk arkadaşın Türkçe yazdığı izlenimlerini okuyup kısa bir gülüşmeden sonra amcayla sohbet ederek ve planları konuşarak Taj Mahal yoluna devam ettik.Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuktan sonra Taj Mahalin girişinde inip ortalama 2 saat sonra görüşmek üzere vedalaştık.
Uzun bir giriş bölümü ve avlu yürüyüşünden sonra işte yıllarca beklediğim o an geliyordu.
Taj Mahal'e 3-4 km kala motorlu araçların girmesi yasak.(Nedeni bu asırlık mimarinin doğallığını bozmamak için egzoz dumanından uzak tutmaya çalışılıyor.)Bu mesafeyi ya yürüyerek ya da turistler için hizmete sunulan elektrikli araçlarla kat edebiliyorsunuz.

Ölümsüz eser, aşkın mabedi Taj Mahal tüm ihtişamıyla karşımdaydı..Çok kalabalık olmasına rağmen insana garip bir sükunet veren bir havası vardı buranın.İnsan oturup buraya bakarken saatlerce dalabilir.
Taj Mahal'le ilgili çok fazla bilinen bilgilerden sıralamayacağım.Şu açıyı yakaladıktan sonra önce orada bir on dakika oturup etrafı seyrettim.Daha sonra dolaşarak bol bol fotoğraf çektim.Benim için tarifsiz keyif verici anlardan biriydi..


(Sırtınızı Taj Mahal'e döndüğünüzde giriş kapısı ve avlu)
Taj Mahal'in girişi(İçeride Şah Cihan ve Mümtaz Mahal'in kabirleri var içeride ve fotoğraf çekmek yasak).Buralarda ayakkabıyla gezmek yasak,çıplak ayakla veya ayağınıza galoş giyerek geziyorsunuz.
Taj Mahlin her bir taşı özenle seçilmiş oyulmuş ve işlenmiş büyüleyici bir işçilik barındırıyor.Girişin çevresinde gördüğünüz Arapça motiflerde Kuran-ı Kerimin Yasin suresinin tamamı yazmaktadır.

Taj Mahal'in arka tarafı ve Yamuna nehri.


2-3 saatlik bir geziden sonra (tabi bana yetmeyen bir süre oldu) diğer lokasyonları düşünerek buradan ayrılmak zorunda kaldık.Çünkü birkaç saatimiz kalmıştı ve akşam 17:40'ta Agra tren istasyonunda olmamız gerekiyordu.Geldiğimiz yolu tekrar yürüyerek Taj Mahal'in dışına çıktık ve dışarıda bizi bekleyen şoför amcamızla beraber bir sonraki durağımız Agra Kalesi'nin yolunu tuttuk.
Agra Kalesi giriş ücreti 250 rupi.(Taj Mahal giriş biletinizi atmazsanız bu biletle buraya 50 rupi indirimli girebiliyorsunuz.) Agra Kalesi de harika bir mimarıyla yapılmış Moğol eserlerinden..
 Agra Kalesi girişi ve Hintli kadınlar
Agra Kalesi'nin bahçesinden bir fotoğraf

Şah Cihan , ömrünün son yıllarında büyük oğlu Alemgir tarafından buraya hapsedilmiş ve buradan Taj Mahali seyrederek ebediyete kavuşmuş.

Agra kalesi gezimizi de tamamladıktan sonra Fatehpur Sikri'ne gitmeye yeltenecektik ki saatin geç olduğunu farkettik.Sadece iki saatimiz kalmıştı ve Fatehpur Sikri'ne gidiş geliş yaklaşık 2 saat sürüyordu zaten.Biz Taj Mahal'in büyüsüne kapılıp bütün krediyi orada harcadık sanırım.Fatehpuru görmeyi isterdim fakat çok üzülmedim  ve kalan süreyi değerlendirecek alternatifleri düşündük.Fatehpur Sikri hakkında kısa bir bilgi vermem gerekirse Agra’nın 40 km kadar batısında kurulmuş olan bir şehir.Zamanın imparatoru Ekber Şah zamanında burası Moğol hükümdarlığının başkentiymiş. Daha sonra kuraklık nedeniyle terk edilmiş hayalet bir şehir durumunda olsa da günümüze kadar çok iyi bir şekilde doğallığı korunmuş.Çünkü o kadar parayı iki yer gezmek için veremezdik.Kısa bir araştırma ve istişareden sonra gezi rehberinde adı geçen yerlerden Mehtab Bagh ve Baby Taj diye nam salmış Taj Mahal'in küçük bir versiyonu diye tabir edebileceğimiz Itimad-ul Daula..

7 Nisan 2016 Perşembe

Hindistan 2.Gün (22 Mart 2016 Delhi)

Sabah 9 gibi kalkıp Pelin ile buluşmak üzere oteline gittim.Yanıma ben İstanbulda iken benden Hindistan'da pek bulunmayan üç beş çeşit malzeme isteyen, Hindistan'da yaşayan Türk bir üniversite öğrencisinin siparişlerini aldım.Otelin lobisinde buluşup ertesi gün Agra için sabah saat 6'ya tren rezervasyonu yaptık.(Toplam 1550 rupi-2AC sınıfı) (Hindistanda tren rezerve etmek bilet almak manasına geliyor.Çoğu yerde göreceğiniz rezervasyon yazısı sizi aldatmasın.) Aynı gün akşamı için Agra'dan Jaipur tren biletini de aldık.Daha sonra Delhi turunu yapmak üzere oto rikşaya atlayıp Laxmi Narayan (Birla Mandir) tapınağını gezdik.(İçeriye elektronik alet sokmak ve ayakkabıyla girmek yasak girişte emanet kasasına bırakıyorsunuz.Giriş ücretsiz)
Masada duranlar  tanrılara sunulmak için buradan satın alınıyor.


 Bu tapınağın çok güzel bir mimarisi vardı ve Hindu dininde önemli bir merkezmiş.Hatta 6 yıl süren inşaası sonrasında açılışını da Gandhi yapmış.İçerideki bilgilendirici yazıları okuyarak dolaştık.Bol tanrılı ilginç tapınağı gezip burada getirdiğim emanetleri Türk arkadaşa teslim ettim.


Laxmi Narayan(Birla Mandir) tapınağı
Oradan da yine rikşa ile Red Fort(  Lal Qıla) 'a gidip bu ihtişamlı kaleyi gezdik.İsmini ,inşaasında kullanılan kırmızı taşlardan alan kaleyi dönemin Moğol imparatoru Şah Cihan yaptırmış.Girişte 15-20 mt boyunca sağlı sollu hediyelik eşya dükkanlarıda mevcut.(Red Fort giriş bileti 250 rupi)
Red Fort girişindeki takı ve hediyelik eşya dükkanlarından.Ne ararsanız var :)





Red Fortu gezdikten sonra taksi kiralayıp Hümayun türbesine ve Zoo'ya doğru yola çıktık.Fakat Zoo kapalı olduğundan ben Hümayun türbesine 250 rupi bilet alarak girdim ve gezdim.Burası gerçekten ihtişamlı bir yapıydı.

Hümayun Türbesi


Hümayun Türbesi
1993 yılında Unesco dünya mirasları listesine alınan yapıyı Babür imparatorluğunun ikinci imparatoru Hümayun'un ölümünden 9 yıl sonra eşi Haji Begümün talimatıyla başlanmış.Yapımı yüzyıllar sürse de tamamlanıp  Taj Mahal benzeri böyle ihtişamlı bir yapı çıkmış ortaya. Burada bol bol fotoğraf çektikten sonra akşam 7 gibi bizi bekleyen  aynı taksi ile bir şeyler yemek için şehir merkezine doğru yola çıktık.

Yol üzerinde bazı dükkanlara uğrayıp alışveriş yaptık.(Hindistan'da taksi şoförleri sizi gezi esnasında özellikle bazı dükkanları tavsiye edip burada alışveriş yapmanız için teşvik eder.Ben bunların bu işten bonus aldığını düşünüyorum nedense :) ) Taksi bizi işlek merkezi bir caddede indirdi ve orada Saravanan Bhavan adında ,vejetaryen restoranına karnımızı doyurmak için girdik.Ne sipariş ettiğimizi bilmeden bir menü sipariş ettik ve ben pek beğenmediğim için aç kaldım :)
Beğenmediğim vejetaryen menü.Sadece yoğurt ve sağdaki acı kıtırdan yiyebildim:)

 Restorandan çıkıp yakın bir marketten biraz aperatif ve içecek alıp kaldığımız hotellere doğru yol aldık.(Hindistan'da her daim yanınızda sıvı içecek, özellikle su bulundurun.Çünkü hava sıcaklığı aşırı derecede olduğu için gün içinde gezerken bol su kaybı yaşayacaksınız) Böylece kısa süren Delhi günümü kapatmış oldum.Hindistan'da ilk durağım olduğu için Delhi'ye adapte olamadım ve yeterince lokasyon gezemediğimi düşünüyorum.Tabi vakit darlığı da bunda önemli etken) Ertesi gün sabahın köründe Agra'ya hareket edeceğim.Taj Mahal'in heyecanı şimdiden sarmaya başladı beni...

Delhi'de diğer gezilebilecek yerler:Qutub Minar,Lotus Temple,Jama Masjid,Akshardam Temple

Gün içinde toplam ulaşım bedeli :1000 rupi
Yemek ıvır zıvır bedeli :500 rupi

Hindistan 1.Gün (21 Mart 2016 Delhi)

Öğle 13:30 gibi nihayet Delhi Indra Gandhi uluslararası havalimanına indim.
Gökyüzü semalarından şehre doğru süzülürken aklımdan geçenler ben yaklaştıkça yoğunlaşıyordu.Bakalım beni neler bekliyor..
Indra Gandhi Havalimanı (Delhi)
İner inmez ilk işim bir sim kart almaktı.Çünkü kullanmış olduğumuz sim kart yurt dışında kullanımı cep yakıyor.Bu nedenle airtel marka bir sim kart aldım.Bunun için 1000 rupi istediler.(Normalde dışarda 50 rupi filanmış ama havalimanı tarifesi diyerek burda ilk kazığımı yedim ,siz daha dikkatli olursunuz:)) Hattı alıp dışarı çıktım ve nihayet Hindistan'ın o kasvetli boğuk hava kirliliğinin köri ve baharatla karışımından hallice bir koku sardı çehremi.Sıcaklık 40 dereceye yakın olduğu için buna kısa bir süre alışmakta güçlük çektim.Taksiye binmek istedim ama ilk başta bunun pahalı olabileceğini ve üzerimde içeride atm den çektiğim rupinin yetersiz oluşundan dolayı metroya bindim  ve gideceğim hostele en yakın merkezi noktada indim.
Hindistan'da olduğunuzu hissettirecek giyim ve hediyelik eşya dükkanları :)

Tıpkı bizim gibi gideceği adresi ararken nereye düştüm ben düşüncesindeki turist kız arkadaşımız:)



Buradan da bisikletli rikşa ya binerek ve hostele gittim.(Hindistan'da şehir içi ulaşımlarda en önemli olay sizin şoförle yapacağınız pazarlık.Genelde fiyatın 3-4 kat fazlasını söylüyorlar.Burada iş sizin pazarlık yeteneğinize kalıyor.Bu konuda dikkat edin çünkü ulaşım çok ucuz Hindistan'da ,bunu bilmeniz faydanıza)

Bir ay önceden rezervasyon yaptığım Stops Hostel'e girmeden önce bir exchance office den dolar bozdurdum.Hostele ödememi yapıp yerleştim.Aşırı derecede yorgundum bir süre dinlenip ortama adapte olmaya çalıştım.Akşam üzeri hostelden rikşa ya atlayıp Pelinin kaldığı otele gittim orada yemek yedik ve ertesi gün için planlarımızı yaptık.Bu sayede onunla da tanışmış oldum :) Daha sonra otel önünde bekleyen rikşaya binip kaldığım hostele döndüm ve inzivaya çekildim.


Toplam ulaşım:320 rupi
Diğer ihtiyaçlar; yemek , ıvır zıvır: 700 rupi

5 Nisan 2016 Salı

Hindistan'a yolculuk (20-21 Mart 2016)

Ve sonunda Hindistan'a gidiyorum.Yıllardır süregelen büyülü bollywood dünyasının  içine çektiği Hindistan beni çağırıyordu.Ama nedense çok ahım şahım bir heyecan içerisinde değildim.Belki  sakin bir karaktere sahip olmamın etkisidir bilmiyorum ama yine de düşünceler beynimde çark etmiş dolanıyordu.Nelerle karşılacağımdan çok karşılaştığımda neler hissedeceğimin düşüncesiydi bu..
Derken tembel ben binlerce kilometre ötedeki uzak ülkeye üşenmeyip gitmeye kalkıştım ama uçağa az kalsın kaçırıyordum.Rahmetli Zeki Müren'in (Düğün Gecesi) filmindeki meşhur repliği "Durdurun uçağı inecek var " ın binecek var versiyonunu yaşadım adeta.O kan ter içinde koşarken ki son 5 dakika zihnimden geçenler benim aklıma başıma getirdi ve bundan sonra plana programa harfiyen uyma kararı aldım.Akşam 20:10 uçağının biraz gecikmeli de olsa hareketiyle aktarma noktası olan Bişkek'e yol aldım.Sabah 5 gibi Bişkek Manas havalimanına indiğimde pasaport kontrol noktası alanında hareketleri ve tipinden gözüme kestirdiğim ve 'Türk müsün?' sorusunu yönelttiğim Mükremin abimle tanıştım.O da gezmeyi seven fotoğraf tutkusu bir insandı.Hindistana benim gibi bir ilgisi yoktu ama gerek orada yaşayan arkadaşının daveti gerekse sağdan soldan aldığı telkinler onu bu fotoğraf çekmek için biçilmiş kaftan olan bu ülkeye çekmişti.
Manas Havalimanı (Bişkek)
Manas Havalimanı (Bişkek)

Daha sonra çok geçmeden yaşını başını almış bir amca teyze ve kızlarıyla karşılaştık.Onlarda bir tanıdıklarının daveti üzerine Hindistana gidiyorlarmış ve orada bir tura katılacaklarını belirttiler.Böylece Hindistan'a giden ufak çapta bir Türk kafilesi oluşturmuş olduk.Hava limanında biraz oyalandıktan sonra zaman geçiremeyeceğimizi anlayınca Mükremin abi ile bir dolmuşa atlayıp Bişkek merkeze gidip biraz hava almak ve kahvaltı yapma kararını aldık.

Sabahın erken saatlerinde hummalı bir pazar kurulma aşaması vardı.Pazarda en çok bulunanlar bu pidelerdi.


Üzerimizde Kırgız parası (Som) olmadığından 1$ işimizi gördü ve yarım saat süren yolculuktan sonra merkeze vardık.Orada hava limanındaki bizi on katı fiyata  şehre götürmek için can atan fakat bir şekilde atlattığımız Türk taksi şoförünün tavsiyesi üzerine Taksim kafe denilen Türk mekanını aradık.Bu esna da pazar yerini filan da gezdik.O esnada polis mi zabıta mı bilinmeyen güvenlik güçleri tarafından kısa bir süre alıkonulup arandıktan sonra salındık.Gerek hava limanındaki muamele  gerek lokal insanlar buranın Türk yurdu değilde mimari yapısı ve insanlarıyla bir sovyet ülkesi olduğunu gösteriyordu adeta.Havamız kaçmıştı geçte olmuştu ve kahvaltı işini boş verip tekrar dolmuşa binip iki kişi 1$ a havalimanına gittik.Check in ve pasaport kontrol işlemlerinden sonra uçağımıza binip  gitmeye can attığımız Hindistan uçağına bindik..

Hindistan hazırlıkları


Yıllardır süregelen Bollywood sevdamla birlikte 5-6 ay öncesinden karar verdiğim Hindistan seyahati geldi çattı..Birçok arkadaşım bu seyahati turla gidip gerçekleştirmişti bile ama ben turla gitmek işine sıcak bakamadım ve turistik değil de gerçek Hindistanı yerinde ve özgür bir şekilde görme kararı almıştım.
Gidiş biletini 4 ay öncesinden Pegasus kampanyasından (İstanbul-Delhi 524TL) Bişkek aktarmalı olarak almıştım.Dönüşü ise gitmeye iki hafta kala (Mumbai-İstanbul 845TL ye Kuwait  Airways firmasından Kuwait aktarmalı olarak aldım.Uçak bileti alırken firmaları ve uçuş sitelerini sürekli takip etmeniz kampanya yakalamanız açısından yararlı olur.Mart başı da diğer tüm hazırlıklara ağırlık verdim.Öncelikle Şubat sonu bağlı bulunduğum emniyet müdürlüğüne Pasaport başvurusu  yaptım ve 1 hafta sonrasına verdiği randevu gününde birkaç gün önce ödediğim 353.9 TL harç bedelini gösteren dekont ile başvuruyu tamamladım.Harç bedeli ücretlerini görmek için tıklayın. Pasaportum bir hafta içerisinde elime ulaştı.(Pasaport ve vize için istenen  biyometrik fotoğrafı hemen her fotoğrafçıda çektirebilirsiniz.Ben 20 TL ye 6 adet çektirdim.Fotoğraf çıkartırken hangi ülkeye gideceğinize dair bilgi verirseniz daha sağlıklı olur.Çünkü ülkelere ve kullanım amacına  göre bu ebatlar değişiyor sanırım.)
Vize de tıpkı pasaport gibi internet üzerinden doldurulan bir form ile başvuru yapıyorsunuz ve size randevu tarihi veriyor.Müsait günlerden size uygun olanı siz seçebiliyorsunuz.Ben bir hafta sonrası yani seyahatime 10 gün kala Taksim Hindistan konsolosluğuna gittim ve başvuru için istenilen bütün evraklarla birlikte 42$ vize ücretiyle başvurumu tamamladım.Onay aşamasında görevli kişi size bir takım sorular yöneltiyor.Neden ve ne amaçla gittiğiniz orada ne yapacağınız kimle yaşıyorsunuz hesabınızda yeteri kadar para var mı sorularını genellikle soruyorlar.Siz sakin olup hepsine sağlıklı cevaplar vermeniz gerekiyor .Daha sonra onayı alınca aynı günün akşamı 5 gibi vizeler çıkıyor ve gidip alabiliyorsunuz.
Pek çok yerde geçen Hindistan'a gitmeden önce olunması gereken aşılar konusunu bende biraz araştırdım.Seyahat sağlığı merkezini arayarak bilgi aldım, bunun zorunlu bir aşı olmadığını kişinin kendi tercihine kaldığını belirttiler. Ben de belirtilen aşılardan tetanoz ve grip olanını yaptırdım.Ben eksiksiz yaptırmak istiyorum derseniz Hepatit aşısını da olursanız tamamlanacaktır.
Sırt çantası hazırlıklarını yazmayacağım çünkü çoğu sitede bunlarla ilgili bilgiler zaten var.Yine de merak edenler sorabilir ,kendi hazırlıklarıma göre bilgilendirebilirim.
Nihayet herşey tamamlandıktan sonra artık önümde hiçbir engel kalmamıştı ve gideceğim günü beklemeye başladım.

6 Ocak 2014 Pazartesi

Hint Fakiri (Sadhular)

Hint Fakiri (Sadhular)
Sadu veya Sadhu, kendini dünya nimetlerinden çekmiş ve yoga yapan kişilerdir.Sadular, hayatın ilk üç Hindu amacının peşinden koşmaktan vazgeçmişler. Bunlar: Kama (Eğlence), Artha (Pratik amaçlar) ve Dharma (Görev).Doğa üstü güçleri olduğuna inanılır.Filmlerde gördüğümüz yılan oynatma,ateşte yürüme  çeşitli  gösterilerini  yapanlar örnek olarak gösterilebilir.

Sadular, kendilerini sadece, meditasyon yoluyla moksha`ya yani özgürlüğe erişmeye ve tanrıyı düşünmeye adamışlar.Sadular sıklıkla vazgeçişi sembolize eden okre(sarı yeşil karışımı) renk kıyafetleri tercih ederler. Kadın olanlarına ise Sadvi deniliyor.
Sadular tüm maddi ve cinsel bağlarını bırakarak Hindistan`ın dört bir yanındaki inlerde, ormanlarda ve tapınaklarda yaşarlar.Hindistan`da yaklaşık 4-5 milyon sadu yaşamaktadır.

Karma yasası: Karma etkisinin ortadan yok olması için, kendilerine acı çektirmek amacıyla, zor pozisyonlar alarak o şekilde senelerce dururlar.Vücutlarını külle ve çeşitli renklerle boyarlar.Toplumu koruduklarına inanıldığından halkın çoğu onlara yiyecek getirmekte ve destek olmaktadır.Sadular asla sadaka kabul etmezler ancak kendisine sadu görüntüsü vermiş pek çok dilenci bu imajla para kazanmaktadır.

Hindu inancına göre Şivaratri bayramında anılan tanrı Şiva, esrar sarıp içmekten hoşlanan bir varlıktır.Sadhular genellikle esrar içerek tanrıya yakın olduklarına inanırlar.